|
Kişilik Eğitiminde Sanat Eğitiminin Önemi
Eğitilmiş insan her yönüyle gelişmiş bir kişilik ve toplumsal
sorumluluk bilincine ulaşmış insan olabilmektir. Hızla değişen
dünyanın dinamik yapısına ayak uydurabilmek ancak yaratıcı
güçlerle donanmış bir kişilik geliştirmekle olasıdır. Doğuştan
yaratıcı güçlere sahip bireyin , bu gücünün ortaya çıkarılması
yollarından biri de insanın "estetik eğitimi" yani sanat yoluyla
eğitimdir. Bu anlamda , kişilik eğitimi sanat eğitiminin
amaçlarından biri olmaktadır. ()
Schiller, "İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Mektuplar" adlı
eserinde, insanın gelişiminin amacını yeteneklerin tüm yönlü
geliştirilmesinde , yani şahsiyetin harmonik bir bütün olarak
geliştirilmesinde görmektedir. Tek yönlü eğitimin insan
kişiliğindeki uyumu bozduğunu savunur. Duygu ile aklı en iyi
bütünleştirenin de güzel sanatlar eğitimi olacağını belirtir.()
Yetenekler, kişiliğin parçası durumunda olup kişiliği, kişinin
tanınması yönünden de etkilerler.Sanat eğitimi yoluyla hem
çocuğun kişiliğini olumlu yönde etkileyip kendini korumasını
sağlayabiliriz, hem de onların kişiliğini daha derinlemesine
tanıma şansı elde edebiliriz.Eğitim, mesajı yalnız ulaştırmakla
kalmayacak, aynı zamanda onu yapılandıracaktır.Çocuk yeteneği
sayesinde tanınıp dikkate alınabilecek ve çevresi farkına
varabilecektir.Gerek zeka gerek özel yetenekler, çocuklar ve
yetişkinlerde kendine güven ve saygınlık kazanmayı sağlayacak
yeterliliklerin geliştirilmesine neden olmaktadır.Özel
yetenekler güdülenmeyi de sağlayarak, yeteneklerin denenme ve
kullanılma istemini sürekli kılacaktır. Deneme güdüsünün güçlü
olması ise özel yeteneklerini erken yaşta göstermelerine neden
olacaktır.()
Uygulanan sanat eğitimi programları ile bireyin kendi yeteneğini
ölçmesi ve geliştirmesi sağlanabilecektir.Ancak, gerçek ilgi ve
değerlerini belirlemelerinde en önemli etkenler programın
uygulayıcısı ve uygulama ortamları olmaktadır. Toplumda birçok
kişi vardır ki ilgi ve yeteneklerinin fark edilmemesi ya da
üzerinde durulmaması ( okul - aile - çevre ) nedeniyle gerçek
anlamda kendilerini tanıma şansı elde edememişlerdir. Farkına
varılsa bile motive edilmedikleri için ilgi alanlarına
yönelememişlerdir. Bu kişiler genellikle doyurulmamış bu
durumlarını başka meslekler içindeki boş zamanlarında ya da
mesleğin süresini tamamladıktan sonra
değerlendirebilmektedirler.Mesleği içinde ortak ilgi grupları
oluşturarak ya da sanatla ilgili program yürüten kurslara
katılarak doyum sağlamaya çalışmaktadırlar. Herhangi bir zorlama
ya da bir ödül vaat edilmediği halde, kendiliğinden bazı
faaliyetlere girişerek bundan doyum sağlıyorsa bu, geçici bir
eğilim değildir. ()
Günümüz
koşullarında daha da karmaşık bir hale gelmiştir.Çarpık
kentleşmenin getirdiği olumsuz koşullar o kadar çeşitli ve
girifttir ki; erozyona uğramış, kimlik bunalımına düşmüş, yaşam
kalitesini düşünemeyecek durumdaki kitlelerin içinden gelen
öğrencide estetik kaygı yaratmak, güzeli - iyiyi tanımalarını,
bulmalarını beklemek gittikçe uzaklaşan bir hedef olmaktadır.Bu
nedenlerle, günümüz sanat eğitimcisi; toplumsal analizleri takip
edecek, yeni kuşak bireyin beklentilerini çözümleyebilecek
pedagojik derinliğe sahip olmalıdır. Çünkü, çevrenin eğitime
sunduğu olumsuz koşullar değişmiyorsa ve değiştirilemiyorsa;
eğitim uygun çevreyi yaratmalıdır.Koşullara teslimiyetçi olmayan
bir yaklaşım benimsemek zorundadır. Bütün bunları dikkate alarak
düzenlenmiş eğitim programları içinde; yaratıcılığı
engellenmemiş, gözlem gücü ve beğenisi incelmiş bireyler, eğitim
dışına çıktıkları zaman - güzeli ve iyiyi - seçici olacaklardır.
Eleştirel yanlarıyla çevrelerini olması gereken en iyi koşula
çekme gereksinimini hissedeceklerdir.
Resim
ve müzik etkinlikleri çocukların kişiliğini geliştiren
derslerdir.Ana - babalar, sosyal ve eğitim çevresi bakımından
"Ressam mı olacak ?" yargısı sıkça rastladığımız bir sorundur.
Bu yargı ile, onun doğrultusunda olan davranışın dili
engellenmektedir. Oysa resim dersi bir ifade ve karakter
dersidir. Çocuk bu derste kişiliğine çok zengin malzemeler
katabilecektir. Güzeli çirkinden, iyiyi kötüden ayırmasını
öğrenir, bir sergiyi gezerek sosyal ve estetik bir iş görmüş
olur. Biçimlendirme sürecinde ele aldığı elemanlarla bilinç
altını boşaltır.Bu nedenle resim öğretmenlerinin çocuğun kişilik
eğitimi üzerinde çok büyük rolü olmaktadır. Yapılan etkinliğin
öğrenci tarafından yüklenilmiş olması sorumluluk açısından,
işbirliği,takdir, kendini gerçekleştirme duyguları bu dersle
gelişme imkanı bulacaktır.
Çocuğu
kendisi ve çevresiyle uyumlu sosyal niteliklere ulaştıran müzik
dersi de onun ruhunu ve beğenilerini inceltir.Seçici olmasını
sağlar.()Önemli
olan bu dersleri hem içerik hem de eğitim ortamı açısından
amacına uygun gerçekleştirebilmektir.Burada bilinmesi gereken;
çocuğun bilgisel donanımdan çok onu birey olarak biçimlendiren
yanlarından sorumlu olduğumuzdur.
İnci
San; çocuğun sanat eğitimiyle kavrayabildiği şeyleri resim,
şiir, müzik ya da dramatik oyunlar haline getirebildiğini;
kavramları malzemeyle bağdaştırıp ifade edebilmesinin kıvanç
kaynağı olduğunu belirtmektedir." Sanatsal Yaratma ve Çocukta
Yaratıcılık"da San şöyle demektedir :"... Bir sanat etkinliği
süreci ya da bir yaratma; Duyularla ve duyumlarla işe başlayıp,
bunlar arasında alıcı ve dengeli etkileşimi sağladıktan sonra,
bilişsel süreçlere yer vererek uygun mecazları bulma olduğuna
göre; çocuğun duygusal ve zihinsel süreç ve yetilerini en
anlamlı biçimde eğitmeyi de beraberinde getirmektedir. Ancak
zihinsel süreçlerin içinde de duygusallığın olduğunu unutmamak
gerekir...Zihinsel gelişimin evreleri içinde, sanatsal
etkinliğin de boyutlarını genişletecektir.Analizci, buluşçu ve
özgün tavırların, çeşitli alanlarda kendini göstermesi bakımından
feda edilmeyecek bir konu olmalıdır."(6)
"Resmin
Çocukların Bilişsel Gelişimine Katkısı" adlı kitabında W. Ellion
Eisner, çocuklarda düşünme ve algılama yeteneklerinde kalitatif
değişikliklere sebep olarak dokuz çeşit sanat faaliyetinden söz
etmektedir. Çocukların:
1-
İmajlar yaratabildiklerini,
2-Bu
imajların semboller yerine geçebileceğini,
3-
Sembollerin ve imajların onları bir hayal dünyasına
götürebileceğini,
4-
İmaj yaratma sürecinin, önce yargıya varmayı gerektirdiğini,
5-
İmajların başka imajlarla ilişkili olarak bir bütün yarattığını,
6-
Fiziksel olarak mevcut olmayan düşünce ve duyguların imajlarla
sembolize edileceğini,
7-
Sadece görsel şekilde dışavurumlanabilecek bazı imaj ve
duyguların olduğunu,
8-Dünyayı
estetik yaşantının bir kaynağı olarak görmeyi öğrendiklerini
belirtmektedir.
Yazar,
sanatsal düşünmenin bazı yönlerinin insan doğasında var olduğunu
ancak diğer yönlerin kültürle birlikte şekillendiğini
söylemektedir.İnsan doğasına kültürü getirmenin bir yolunun da
sanat eğitimi olduğunu belirtir. Bununla, çocukların bilişsel
gelişiminin hızlanacağı görüşündedir.(7)
Yapılan
araştırmalar sanatın bilişsel gelişiminde etkili olabileceğini
ortaya koymaktadır. Çeşitli alanların sanat yoluyla
öğretebileceği üzerinde de durulmaktadır. Bunların yanı sıra;
başka alanlarında, yeteneğin tespiti ve geliştirilmesinde etkili
olabileceği düşünülmektedir.
Sanat
Eğitiminin Genel Amaçları
1-Türk
Milli Eğitiminin amaçları doğrultusunda güzel sanatlarla
ilgileri kazandırabilme.
2-Sanatı
görsel bir iletişim formu olarak kullanmada ve değerlendirmede
güven ve yeterlilik kazanmaları için öğrencilerin görsel okur
yazarlığını sağlayabilme
3-Sanatsal
yaratıcılığı geliştirebilme.
4-Her
alanda kullanılabilecek yaratıcı davranışlar geliştirebilme.
5-Düşünceleri
gerçekleştirebilmek, ve sanat eserlerini üretebilmek amacıyla
bireysel anlayış ve teknik yeteneklerini geliştirebilme.
6-Estetik
duyguların geliştirilmesi yolu ile, sanat ve tasarımla ilgili
olarak bilinçli estetik hükümler vermelerini sağlayabilme.
7-Özgün
düşünme, üretme ve deneme kapasitelerini geliştirebilme.
8-Düzensizliklerden
rahatsız olmasını ve çevresini güzelleştirmesini sağlayacak
estetik kişilik kazandırabilme.
9-Sanat
yoluyla ifade imkanı vererek ruh sağlığına yardımcı olabilme.
10-Öğrencilerin
kendilerini ispatlamalarına ve kendilerini bulmalarına fırsat
tanıyabilme.
11-Öğrencilerin
hayatları boyunca sanat yapan üreticiler veya sanatı bilinçli
izleyen tüketiciler olarak içinde yaşadıklar kültüre katkılarını
sağlayabilme.
12-Bireysel
veya grup çalışmalarında sorumluluk ve iş birliği dayanışma
anlayışını; birbirleri arasında sevgi saygı ve yardımlaşma gibi
duygu ve davranışları geliştirebilme.
13-Sanatın
özgünlük olduğunu ve hayata olan katkısını kavrayabilme.
14-Sanatsal
yaratma hazzını duymasını ve sanatçıyı taktir etmesini
sağlayabilme.
15-Biçimsel
anlatımla ilgili teknik bilgi ve beceriler kazandırabilme.
16-Tasarıma
yönelik hayal gücünü geliştirebilme.
17-Tarihi
ören yerlerini, anıtları, müzeleri, sanat galerilerini,
atölyelerini ve tasarım stüdyolarını tanıyarak, kültür ve tabiat
varlıklarına sahip çıkabilme.
Sanat ve Yaratıcılık
Sanat
yaşamın kendisi kedar organik bir olaydır. Soluk alma gibi
ritmi, konuşma gibi anlatımsal öğeleri bulunmaktadır. Algılama,
düşünme, imgeleme ve bedensel eyleminde etkin bir süreç
olmaktadır.()
Sanat
bu yönüyle yalnız dış dünyayı yansıtmakla kalmayıp, dünyayı
değiştirmeğe yönelik yeni biçimler vermeye çalışmaktadır. Eğitim
içinde yetişen bireyler de bunu, sanat yolu ile kurdukları
ilişkiler içinde yapmalıdırlar.Bu bakımdan sanat eğitimimde
benimsenmiş olan plastik sanatlarla sınırlı kalınmak yerine
çağdaş bir yaklaşımla; görsel, işitsel, sözel ve dramatik sanat
alanlarının tümü kapsanmalıdır. Çünkü böyle bir sanat eğitiminde
yaratıcı etkinliklerinin ifadesini bulabileceği birçok uğraş
alanı bulunabilecektir.()
Her
insanda bir yaratıcı yetenek bulunduğu ve bir şeyler
gerçekleştirme tepisi olduğu bilinmektedir. Böyle bir tepi
ifadesini bulacağı bir alanı arayış içinde olmaktadır.Resimsel
ifadede bu anlamda insanın ilk gelişim yıllarından itibaren
başvurduğu bir dil olmaktadır.
Clifford T.Morgan, Psikolojiye Giriş (Toplu Çeviri)
Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü yy. No:1 Meteksan,Ankara,1980,s.204
|